profesyonel dekorasyon önerileri

70′ler geri geliyor

profesyonel dekorasyonlar profesyonel dekorasyon önerileri
Günümüzde yaşadığımız globalleşme hareketiyle tüm insanlar birbirlerinin yaşam stilini daha yakından tanıma fırsatı buldu. Bu hareket yaşam içinde karşılaştığımız her piyasada çok kuvvetli bir biçimde yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Mimari ve dekorasyon; yaşamımızda, yaşam şeklimizde yerini belli etmeye başladığı senelerden günümüze kadarki evrelerinde türlü akımlardan etkilenmiş; bazı zamanlar abartı, bazı zamanlar yalınlık ve son zamanlarda fonksiyonellik daha öne çıkıp yanında da diğer öğeleri belli bir oranda kullanmanın karışımları olarak gerçekleşmekte… Benim de dekorasyonlarımda bayağı etkilendiğim ve huzur bulduğum minimalizm artık yeterli değil gibi. Tabi bu benim kendi düşüncem. Son yıllarda yaptığımız işlerde minimalist yaklaşımlar önde oldu. Önümüzdeki sezonlarda tasarımlarımıza globalleşmenin de verdiği pozitif enerji ile etnik değerler eklemeyi ve böylelikle minimalist yaklaşımımıza azda olsa zevk verebileceğimize inanıyorum. Sadece demek istediğim bunu yaparken çok fazla etno-modernlik atmosferi olmadan belli oranları bozmadan bir karışım sağlamak. Yine sakin yorucu olmayan düzenlemeler, pastel renkler, gerek mimari olarak ve gerekse de mobilyalarda görsellikten çok işlevselliğe eğimli tasarımlar, sert hatları belli bir oranda azaltıp yumuşak organik hatları arttırmak.Teknolojik gelişimleri yakından takip ederek bu alandaki aksesuarları da düzenlemelerimizde kullanma hedefindeyiz. Bir başka konu da tasarımla ayrılmaz bir bütün olan aydınlatma konusu. Önümüzdeki sezonda aydınlatmada daha fonksiyonellik ve gizlilik (çoğunlukla indirect aydınlatma) olacak diye düşünüyorum. 60′lı ve70′li senelerde yapılan tasarımlar gerçekten de heyecan verici.ve şimdi yaşadığımız ortamdan o senelere bakınca! Elimizdeki teknoloji, ayrıntı çözümlerinde üretkenliğimizi bu kadar olumlu etkilediği bir zamanda 60′lı yılların tasarımlarından aldığımız ilhamla daha neler yapabiliriz ve yapıyoruz da

Makro trendleri görün!

Son yıllarda tasarımın önündeki en büyük engel: Çok-aşırı tasarlanmak. Meyvelerini yiyebileceğimiz ilham ağaçları henüz kurumadan, sıra yapraklara gelmeden, arka bahçemize dikkatlice bakmakta yarar var. Lokal-makro trendler kapımızda, tecrübelerimizi bozarak, samimiyet ve içtenlik kokan objeler, kapı aralığından bizlere bakmakta. Gözlerimizle dokunabileceğimiz, ellerimizle görebileceğimiz, ilham alabileceğimiz, bilgelik barındıran ürünler bizleri bekliyor. Çok uzaklara bakmaya gerek yok: Bir dolmuş kadar uzağımıza bakmalı. Bu haftasonunu şimdiye kadar gitmediğimiz bir ilçede geçirmek, makro trendleri yakalamamıza ve lokal değerlerimizi gün ışığına çıkarmamıza olanak sağlayacak.
.

Tasarım firmaları kimliklerini korumalı!

Avrupa’daki firmalar ekonomik kriz nedeniyle çok zor halde oldukları için akıllarına gelen, yapılmış, yapılmamış, veya havada hissedilen tüm konseptleri uygulayacaklar. Her şeyi deneyecekler. Deniyorlar. Çünkü pazar çok tıkanmış durumda ve bir çıkar yol arıyorlar. Çünkü kullanıcı ürüne doymuş durumda ve insanlara bir şey satmanın tek yolu daha etkileyicisini, daha güzelini tavsiye, önermek ve önermek… Sonu yok. Yeni modelleri oluşum süreci hızlandı ama satışlar yavaşladı. Her ay başka bir trend ortaya atılıyor. Medya da bunu ateşliyor. Herkes birbirinden değişik olmaya çalışıyor, fakat aslında herkes de birbirinden etkileniyor ve kopyalıyor. Şu anki tasarım piyasası değişkenlik hızı emekçi, tasarımcı, tüketici ve üretici doğasına aykırı. Herkes yıpranıyor. Ama herkes daha fazlasını da istiyor. Tasarım firmaları bu kışda sağduyulu olmalı, telaşa kapılmamalı, kimliklerini korumalı. Onun dışında kumaş renklerinin, şekillerin bir değeri yok.

Canlı tonlarla sıcak dokular…

Soluk, rafine ve kompleks renklere dönülüyor, kontrastlar yerine ana rengin tonları arasında yumuşak geçişler kullanılıyor. Enerji, aydınlık ve ışık… Kışın paletinde soluk griler, bej, sıcak beyaz, vizon gibi nötr renkler ve onlara aydınlık ve sıcak bir dokunuş getirecek olan canlı tonlar yer alıyor. Dekorasyon yönünde ise biraz daha sert bir geçiş söz konusu. Koyu renk egzotik ağaç mobilyalar, güçlü renklerle yaratılan sıcak ambiyans zarif ipekler, taftalar, çift taraflı kullanılabilir yünlü kumaşlar ve kadifelerle destekleniyor. Çarpıcı emprimeler, ‘Toile de Jouy’, floral temalar jakarlar ve ‘uni color’larla kullanılıyor. Damask ve taftalar egzotik çiçek desenleri ile geniş bir renk gamında sunuluyor.

Son dönemlerde tüm dünyada yayılmaya başlayan ‘metissage’ akımı sayesinde etnik objeleri olduğu gibi dönem objelerini de güncel tasarımlarla birlikte kullanabiliyoruz. Uzakdoğu mobilyaları veya antikalar modern bir çerçevede yerlerini bulabiliyor. Tabii birlikte kullanılacak objelerin seçimi çok büyük önem taşıyor. Antika ve röprodüksiyon mobilyalarda ise canlı patine ve kontrast renklerle güncelleşip dekorasyonun vazgeçilmez temel taşları olmaya devam ediyor.

Orijinal mekanların devri

Artık; meşhur büyük mobilya tasarım markalarının ürünleriyle döşenmiş hepsi aynı kalıptan çıkma showroom misali renksiz, kişiliksiz, fazla düzenli, monoton mekanlar devri bitti. Bunu anlamakta gecikenler büyük paralar harcayarak demode evlere sahip olacaklar. Ve Türkiye’de de bunların sayısı hiç de az olmayacak. Şimdi daha ‘a la Française’, özgür renk ve desenlerin birlikte kullanıldığı, modern ile klasik mobilyaların harmanlandığı, butik tasarımcıların ürünlerinin hakim olduğu, kişilikli, hafif uçuk, çarpıcı, başkalarına benzemeyen orijinal mekanların devri başladı.

Trendlerin peşine kapılmayın

“Hayır: Kiminle aldatıyor değil, kimi aldatıyor. Evliyim işte. Güzelliği yok evimin ama kendine özgü çirkinliği var.” Judith Herzberg.
Trendlerin peşine kapılıp ‘herkes gibi’ olmak yerine kendine özgün bir çirkinliği tercih
ederim.

Doğu ile batının füzyonu

Geçtiğimiz yıllardaki kötü dönemleri bastırmak istermişçesine yaşanan, inadına rahat ama kökleri bir orijine bağlı, etnik ile moderni ille de bir tarz içindeymişçesine karıştırma eğilimi belki de evini koza gibi gören ve dışa izole yaşamak isteyenlerce revaçtaydı. Ama huzura erişen, belli bir miktar rayına oturan sosyal yaşam, daha rafine beklentileri getiriyor. Hala orijinlerine bağlı, kökünü inkar etmeyen. tüm stilleri benimseyip, kendi tarzını ortaya çıkarma anlayışı ‘in’… 1930′ların inci grileri, platinleri; Art deco’nun yuvarlak hatlı modernizmi, Holiywood’un kürkleri, deri ve ipekleri, kırmızı ve kiremit tonları, kızıl kahveleri, Fransız dantelleri ve doğunun, özellikle Osmanlı ve Fas’ın dokuma desenleri, Çin mobilya ve aksesuarları ile kaynaşıyor. Kişiye özel dünyalar ‘lüks’ ile buluşuyor. Kaşmirler, tüvidler, Osmanlı sırma ve çatma dokumalar, çelik, krom ve bronzla buluşup, dereyle dengeleniyor. Wenge öldü, yasasın ceviz, maun, kök ve tüm egzotik kaplamalar… Lake yalnızca ankastre üretimlerde, duvarla kaynaşımı sağlıyor. Globallik, tek tek egemen olan tarzları tek potada öğütüp kişiselleştiriyor…

İlgili Konular:


Yorum yap