Mirage mobiya röportaj
” KOLTUK TASARLASAYDIM YALNIZ SİYAH BEYAZ RENKLERDE VE MUHAKKAK AVANGART OLURDU… ”
Tekstil piyasasına önde gelen ülkelerden biri olan Fransa’da seneler önce insanlara moda üzerine sorulan soruya ” Nasıl giyineceğimizi vitrinlere bakarak öğrendik. Bize bu kültürü mağazalar kazandırdı” diye bir cevap verilmiş. Kültür kavramı artık tüm sektörler için yönlendirici bir güç. Tasarım ve üretimdeki iddiasıyla dünyada ilk üçe rahatlıkla girebilecek olan ülkemizde de mobilya kültürünün gelişmesinde öncü firmaların katkıları göz ardı edilemez. Mobilya sektörünün dinamiğinde bu yönüyle dikkat çeken firmalardan bir tanesi de Mirage Mobilya. Bu hafta sayfalarımıza konuk ettiğimiz Mirage Mobilya’nın sahibi Nuri Gürcan ise, çocukluğundan itibaren seçtiği mobilya sektöründeki var olma hedefini, artık dünya markası olmaya aday firmasıyla gerçeğe çeviren özel bir sima… Mirage Klasik, Butik ve Exclusive mağazalar zincirinin sahibi olmanın dışında sosyal yaşamın içinde etkin kurumsal görevler de üstlenen Nuri Gürcan, TOBB’da Mobilya Sektörü Meclis Üyeliği, İTO’da Meclis Üyeliği ve 54 No’lu Meslek Komitesi Üyeliği ve son olarak da MOBSAD (Mobilya Sanayici İşadamları Derneği) kurucu Başkanı olarak üzerine aldığı zor sorumlulukları eşdeğer bir özen ve başarıyla götürmeye çalışıyor
Mirage Mobilya’nın sahibi Nuri Gürcan ile Modoko’daki Mirage Klasik Mağazasında söyleşi yaptık.
MD : Mirage ismini nasıl koydunuz. Anlamı nedir?
NG : Firmayı kurduğumuz dönemde bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine bu isimde karar kıldık. Yabancı isim olmasının nedeni, kulağa popüler gelen akılda kalıcı bir isim bulmak istememizdi. Sözlük anlamında da hayal edilen, ulaşılmak istenen gibi güzel çağrışımlar yapıyor olması da hoşumuza gitti
.
MD : Mirage diyince akla gelecek 3 kelime nedir?
NG : Öncelikle iyi bir mobilya markası olduğunun bilinmesi çok önemli. İkinci sırada kaliteli hizmet kavramına sahip çıkıyor olması, üçüncü sırada da güven ve sağlamlığın sürekli olması.
MD : Mirage, marka olma hedefinde istediği noktaya geldi mi?
NG : Aslında hedeflerimiz her zaman var. Bir hedefimizin gerçekleşmesi başka hedeflerin yolunu açıyor. Seneden seneye de hedeflerimiz değişim gösterebiliyor. Mirage’ın da markalaşma sürecinde en büyük güç de benim kendi düşünceme göre bizim işimizi severek yapıyor olmamız. İşinizi sevince marka olmak da size o kadar yakınlaşıyor. Ben de mesleğimle ilgili tüm yenilikleri, trendleri, dünyadaki mobilya gündemini, imalattaki gelişimleri titizlikle takip etmeye dikkat ediyorum, bence marka olma yolunda izlenecek süreç de budur. Türkiye genelinde tanınıyor olmak konusunda ise, müşterilerimizin ilgisi doğrultusunda biz bu ayrıcalığı hissediyoruz. Marka olmanın kıyaslamasına gidildiğinde artılarımızın bu konuda yeterli olduğunu düşünüyoruz.

>>>>dekorasyon<<<
MD : Mirage'ın ürünleri neden farklı?
NG : Mirage'ın farkı imalat aşamasında ortaya çıkıyor. En başta hammadde bizim için çok önemli ve bunun kalitesinden ödün vermeyiz. Sonra işçilik ve detaylar çünkü bizim işimiz zanaatkarlık. El emeğine dayanan ürünler yapıyoruz.. Bu noktada kalite, estetik ve iyi malzeme bir araya gelince de ortaya güzel şeyler çıkıyor. Günümüzde biliyorsunuz mobilya alan kişiler ürünü sadece görmenin ötesinde kumaşıyla, aksesuarıyla, içinde duracağı mekana göre değerlendirmeye başladılar. Bu da bir anlamda açıkçası o ürünün kişilik kazanması demek oluyor.
MD : Bünyenizdeki M - INTERIOR dekorasyon hizmeti veren ayrı bir kurum gibi oldu bu konuda sanırım.?
NG : M - Interior tamamen müşterilerimizin talebi doğrultusunda kuruldu.Şu anda ürettiğimiz ürünlerin dizayn ve tasarımlarını, renk, kumaş ve aksesuar seçimlerini yapıyor. Profesyonel mimar ve tasarımcı kadromuzla sizin de dediğiniz gibi müşterilerimize özel dekoratif destek hizmeti sağlıyoruz. Sektörde değişen alışkanlıklar doğrultusunda alıcıların ürünü mağazanın bir köşesinde görüp, eve gönderilmesini isteme dönemi bana göre terk edildi. Müşteri, ürünü mağazada genel konsept içinde görmeyi, gerektiğinde de kullanacağı yerde mimari ve dekoratif destek hizmeti almayı isteyebiliyor. Bu destek beğendiği ürünün sadece yerleşiminde ya da kullanacağı yere göre tekrar tasarlanması şeklinde olabiliyor. Bir evi, villayı veya özel bir kurumu baştan aşağı yeniden tasarlayarak yerleşim yapabiliyoruz. Yurt dışında da aynı biçimde hizmet sunduğumuz ülkeler var.
MD : Mobilya sektörünün dışında başka bir alanda faaliyet göstermeyi düşünüyor musunuz?
NG : Bu konuya taraftar değilim açıkçası. Artık bizi sektörde iyi bilen ve önemseyen bir müşteri potansiyelimiz var. Sevdiğim işi yaptığım için, onu da en iyi şekilde yapmayı isterim. İnsan mesleği neyse onu yapmalıdır. Yine bana göre marka olmak istiyorsanız, hakim olduğunuz konuda emek harcamalısınız. Başarı da bununla birlikte gelecektir zaten.. Öte yandan aileden gelen bir sevgi de var bu işin başlangıcında, 16 yaşımdan beri bu mesleğin içindeyim. Şimdi bulunduğum noktada, mobilya sektörünün daha da gelişmesini amaçlayan oluşumlar içinde olmak da benim için çok önemli. Özellikle MOBSAD'ın kurucu başkanı olarak sektörde yaşadığımız olumsuzlukları çözüme kavuşturmaya yönelik gerek hükümet düzeyinde, gerekse meslek grubumuz içinde bir çok girişimlerde bulunuyoruz. Örneğin Mobilya Organize Sanayi Bölgesi kurulması gibi dünya konjonktürünü yakalamamızda çok büyük katkıları olacak bir yatırım konusunda çok ciddi adımlar attık. Yine meslek örgütlenmelerimiz içinde bir araya gelerek KDV'nin, Vergi oranlarının düşürülmesi, işçilik maliyetlerinin uygun dilimlere çekilmesi gibi sektörün gelişimine faydası olacak yasal düzenlemeleri de takip ediyor ve bir sonuç almayı amaçlıyoruz
MD : Nuri Gürcan’ın evindeki mobilyalar nereden alındı. Tarzı nasıl?
NG : Mirage’dan elbette
Önceleri daha modern ürünleri seviyordum. Mobilyada eğilimler değiştikçe, bende evimde o tarza yakın modellere yöneldim diyebilirim. Şimdi Avangart bir eğilim var evimde. Kendimi ona daha yakın hissediyorum. Bir yandan da değişen trendleri takip etmek önemli tabi, ama neredeyse ben bile evimde bu hıza ayak uydurmaya çalışırken zorlandığımı söyleyebilirim.
MD : Nuri Gürcan tasarımcı olsa nasıl bir ürün tasarlardı?
NG : Kesinlikle avangart bir ürün olurdu.
MD : Peki model olarak ne olurdu?
NG : Bir kanepe veya koltuk olarak düşünebilirdim.
MD : Rengi belli mi?
NG : Kesinlikle siyah – beyaz.
MD : Nuri Gürcan ev dekore etse, o evin olmazsa olmazı ne olurdu?
NG : Ben evdeki eşyaları bir bütün olarak düşünürüm, bu durumda dekore edeceğim evde koltuk ya da kanepe, yemek masası ve sandalyeler, hatta perde bile uyumlu ve özenli olmalıdır. Örneğin dekorasyonda vitrini pek aramam, orta sehpaya da kesin olmalı diyemiyorum. Ama Mirage koleksiyonundan puf tarzında, aynı zamanda sehpa özelliği de olan bir ürün olacaktır o evde mutlaka.
MD : Peki o evde sallanan sandalye olur mu?
NG : Gençse sahibi olmamalı ![]()
MD : Sizce bir eve kişilik kazandıran unsur nedir?
NG : Kesinlikle tek cevabım var. O da renk bütünlüğü. Evinizde kullandığınız renk, bütünü tamamlayan öncü bir özelliktir. Evdeki mobilyanızda modern, klasik ya da avangart tercihinize göre renginizi belirlemeli ve ürünle birleştirmelisiniz.
MD : Nuri Gürcan Mobilyacı olmasaydı hangi meslekte olurdu?
NG : Yine mobilyacı olurdu..:..Ama bu ihtimal olmasaydı, yine bu mesleğe paralel bir işte olurdum diye düşünüyorum. Dekorasyonla veya inşaatla ilgili bir işte olurdum zannederim.
MD : Nuri Gürcan’ın yemekle arası nasıl?
NG : Yeme tarafını soruyorsanız çok iyi. Ama yemek yapar mısın derseniz, yumurta kırabilirim evet ![]()
MD : Mobilya kültürünün bir uzantısı olarak insanlar mobilyalarını yemek alışkanlıklarına göre seçiyorlar denebilir mi. Sizin yemek tercihleriniz nasıl?
NG : Evet..Yemek yemeyi sevmek bir tercih oluşturabiliyor.Çünkü mutfak kültürü de yaşadığınız ortamda ki seçimlerinizi etkileyebiliyor. Bana gelince yöresel yemekleri seviyorum ve yatkınlığım var. Biraz klasik bir cevap olacak ama yoğun iş temposunda, spor yapmaya zaman ayıramadığım için, yediklerime dikkat etmeyi istiyorum. Öğünlerimi daha sağlıklı, pratik ve kalorisi düşük gıdalarla geçirmeye çalışıyorum..
MD : Nuri Gürcan iş dışındaki zamanlarında ne yapıyor?
NG : Ben, sürekli ve çok seyahat ediyorum. Yurt içi veya dışında gittiğim yerlerde de oraya ait kültürel özellikleri öğrenmeye vakit ayırıyorum. İnsanların yaşam tarzlarını ve mobilya kullanımına ait alışkanlıklarını öğrenmek ilgimi çekiyor.. Aslında bu gözlemlere bir açıdan mesleki bir alışkanlık da denebilir. Nerede olursa olsun her zaman dikkatimi önce mesleğimle ilgili detaylar, bilgiler çekiyor.
MD : Bu sektör çalışanları için tatil imkanı da çok fazla olamıyor galiba?
NG : Maalesef yok.Bu durumu bizim meslekte yaşadığımız handikap olarak sayabiliriz. Hem imalat hem mağazacılık bir arada olunca pazar günü bile tatil yapılamıyor. Bende bu açığı az uyuyarak ve günü çoğaltmaya çalışarak kapatıyorum…
MD : Nuri Gürcan’ın evinde en sevdiği köşede ne var?
NG : Mirage kanepe var.
MD : Tam olarak nerede duruyor?
NG : Plazmanın karşısında
Bu da tabi evde fazla zaman geçirememenin getirdiği bir sonuç oluyor.
MD : Nuri Gürcan, Mirage’dan bir hediye vermek istese seçimi ne olurdu?
NG : Benim koleksiyonlarımız içinde oldukça beğendiğim aksesuarlarlar, aplikler ve farklı yerlerden temin ettiğimiz dekoratif mumluklar var. Bunları seçebilirim. Tabi hediyeyi vereceğim kişinin tarzına uygun bir hediye seçmeyi daha doğru buluyorum.
MD : Nuri Gürcan’ı hangi hediye mutlu eder?
NG : Ben aksesuar seviyorum. Bir vazo, ayna, mumluk dediğim gibi dikkatimi her zaman çeker. Özellikle ne olsun derseniz, ömür boyu saklayabileceğim bir tablo olsun derim.
MD : Mobilya kültürü size göre nasıl tanımlanabilir?
NG : Dünyada hızla değişen akımlara karşı ülke olarak biz de duyarsız kalmıyoruz. Aslında sınırlar da bir anlamda ortadan kalktı sayılır. İnternetin, seyahat olanaklarının yaygınlaşması, yeni olanı merak eden, araştıran insan sayısının da artması gibi nedenler bu kültür üzerinde etkili oluyor diye düşünüyorum. Belli bir yaştan sonra da eğilimler değişiyor. Gençken belki daha modern olunurken, orta yaş ve üstü demi-klasik arıyor. Sonra klasiği seven yine klasikte devam ediyor. Bu tamamen yaşam tarzıyla alakalı, çok okumak, çok gezmekle de alakalı dediğim gibi. Mobilya ihtiyacı olan yurt içinde ve dışındaki marka ve mağazalarla irtibata geçmeye başlıyor. Ayrıca kişiler, evde geçirdikleri zaman arttıkça detaylara ve bu kültürü öğrenmeye de daha meraklı oluyorlar.
MD : Mirage içinde Klasik, Butik ve Exclusive ayrımına gitmeye nasıl karar verdiniz?
NG : Mirage dünya trendlerini takip eden bir firma. Ve siz de biliyorsunuz bu konuda moda akımlar çok hızlı değişiyor. Modoko’da mağazamız demi-klasik tarzı sevenlere hitap ediyor, Kozyatağı Exclusive, Avangart tarzda ve daha modern ürün tercih edenlere yönelik ürün gamıyla öne çıkıyor, Fulya’daki butik mağazamızda ise sanatsal ağırlığı dikkat çeken özel yapım ürünlerimiz yer alıyor. Yani her tarzın kendine has özelliklerini farklı mağaza konsepti içinde sunmaya önem veriyoruz. Bende Avangart tarz olarak benimsediğimiz, hem moderni hem klasiği bir potada buluşturan mağazacılık anlayışını seviyorum. Derinin, kadifenin, ipek parlak kumaşların ağırlıklı kullanıldığı ürün grubuna yönelik tercihlerin son yıllarda artması da bizi bu ayrıma yönlendirdi.
MD : Mirage 2008 koleksiyonu hazır mı ve bir sürpriz bekliyor mu meraklılarını?
NG : 2008 koleksiyonu 10. veya 11.ayda sunmayı düşünüyoruz. Avangart tarzı beğenen müşterilerimizi memnun edecek güzel sürprizlerimiz olacak.
MD : MButik’in Mirage içinde özel bir yeri olduğunu biliyoruz. Bu özelliğini bayilik ya da sayısal anlamda artışla devam ettirecek mi?
NG : MButik mağazacılık anlayışımız doğrultusunda çok çok iyi bir gelişim gösterdi. Aslında benim firma profilimiz içinde yer alan tüm mağazalarımız için söyleyebileceğim, sadece satış odaklı olmadığımız, içinde kendi duygularımızın da yerini bulduğu bir ürün gamıyla alıcıya ulaşmayı hedeflediğimizdir. Mirage’ın kalitesinin, kendine ait havasının ürünlerde hissedilir bir hale gelmesini sağlamaya çalışıyoruz. Müşterimiz ürünü ve dekorasyonu gördükten sonra benim aradığım bu diyebilmeli. O görüntüde de yine yoğun emek, bilgi ve becerinin yansıtılmasını istiyoruz. MButik için büyüme firmayla doğru orantıda olacaktır. Şu anda bu stratejimizi değiştirmeyi düşünmüyoruz. Genel düşüncemiz yurtdışında markalaşmaya doğru büyük adımlar atmak.
MD : Mobilyada son eğilimler ne yönde belirginleşiyor?
NG : Mobilyada aksesuar özelliğinin olması artık önemli bir kriter oldu. Örneğin bir koltuğu, bir yemek odasını evine alan kişi etrafında onu tamamlayacak aksesuarları da yan yana görmek istiyor. Yani halı, perde, avizenin ve gerekirse diğer tüm dekoratif aksesuarlarında o yerleşimin içinde olmasını önemsiyor. Mirage’ın bu konuda sahip olduğu zengin ürün gamıyla avantajlı olduğunu düşünüyorum. Aksesuar herkes için vazgeçilmez bir ürün haline geldi.
MD : Mirage yurt dışında yatırım potansiyelini arttırmayı düşünüyor mu?
NG : Geçmiş dönemlerde yurtdışında hem üretim hem mağazalaşma konusunda yatırıma gittik. Ancak Türkiye’deki iş yoğunluğumuzdan dolayı çok fazla zaman ayıramadık. Ürünlerimiz fabrikasyon olmadığı, el emeğine dayandığı için takip aşamasında çok verim sağlayamadık. Ama bu vazgeçtiğimiz anlamına gelmiyor. Mimari grubumuzla farklı üretim ve montaj tekniğine yönelik olarak, kontrolün bizim elimizde olacağı bazı projelerimiz netleşmek üzere. Yurt dışı üretimde rastlanan zorlukları aşmayı bu şekilde planlıyoruz. Yakın tarihte gerçekleştirdiğimiz Özbekistan’da gerçekleşen işbirliğimiz neticesinde markalaşma yolunda önemli mesafeler kat ettik. Bu birlikteliğimizi hali hazırda koparmadan farklı bir oluşumla yeniden devam ediyoruz. Türki Cumhuriyetleri ve Rusya’nın Türkiye ile bir çok konuda sektörel yakınlaşmaya gidiyor olması ufkumuzu daha da geliştiriyor. Başta İran ve diğer Ortadoğu ülkeleriyle de ılımlı yakınlaşmalar içinde olduğumuzu söyleyebiliriz.
MD : Mirage fuar istatistiğinden memnun mu? Sektör fuarlarına katılımının öneminden bahseder misiniz.
NG : Gayet memnunuz. Bence fuarlara bir kerelik satış yeri olarak bakmamakr lazım. Fuar ortamı tüm firmalar için oldukça önemli bir ortam. Katılımda devamlılık sağlandığında, markalaşmaya dair bilincin yerleşmesinde ve firmanın gücünü gösterme adına kazanımlar olduğuna inanıyorum. Biz de İMOB fuarı için bu istikrarı göstermeyi planlıyoruz. Bu fuara sahip çıkılmasını ve Türkiye adına kalıcı bir fuar olarak görülmesini sağlamalıyız diye düşünüyorum. Kurucu başkanı olduğum MOBSAD’ın bu anlamda fuara verdiği desteğin ötesinde ülkemizde ekonomik anlamda büyük güç yaratan sektörümüzde, birlik beraberliği koruyacak, hem işçi hem işveren açısından nitelikli ve vizyon kazandıracak faaliyetleri gerçekleştirme hedefini başaracağını düşünüyorum.
Alıntıdır.
İlgili Konular:
- profesyonel dekorasyon önerileri
- Evinizi Bahar için Hazırlayın
- Hangi Dekorasyon Tarzı Size Uygun
- Doğus mobilya röportajı
- Funk Shui
- Hamileliğe Hazır mısınız
- Ebeveyn Olmaya Beş Adım
- Ev dekorasyonda Konfor

